İLK RESMİ DAVA DİLEKÇESİ İZMİR HALKINDAN GELDİ: ” ASBESTLİ GEMİYİ İSTEMİYOR.”

ZEejirli Aspestşi Uçak gemisi NAeSãoPaulo gemisine ilk resmi itiraz dilekçesini; Senih Özay, Murat Fatih Ülkü Hilal Elbüken verdiklerini 23.08.2022 tarihi itibariyle kamuoyuna duyurdular.

İzmirli grup Amerika İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları itiraz dilekçesini verdikten sonra ki açıklama da: “Türkiye dünyanın çöplüğü, başka ülkelerinin atıklarının, arkada bıraktıklarının, hem de kendi ülkesinden mahkeme kararından kaçarak gelen zehirli gemilerinin atılacağı, zehirlerini bırakarak söküleceği bir ülke değildir, olamaz. AKP iktidarı; ekonomi diyerek, para diyerek, döviz diyerek bu gerçeği makyajlayamaz.

Ancak geri kalmış ülkelerin tercih edebileceği bu yöntemlerin ülkemize gelmesi, son dönemde “milli ve yerli” sloganı ile ortalığı yıkan 20 yıllık AKP iktidarı döneminde ulusal onuru da zedeleyen bir başka girişimdir.

İzmir halkı, İzmir sivil toplumu asbestli gemiyi istemiyor. Hukuk bu gerçeği görmek zorundadır.

İzmir’de avukatlık yapan yurttaşlar olarak, Anayasa’ya, Çevre Kanunu’na, uluslararası sözleşmelere aykırı, NAe Sea Paulo adındaki asbestli geminin Türkiye’ye gelip sökülmesinin engellenmesi için ulusal ve uluslararası hukuktaki girişimlerimizi başlatıyoruz.

Bu haykırışı, sanırız Türkiye’den yapılan ilk başvuruda Amerika İnsan Hakları Mahkemesi duymalıdır.  

 Bilindiği gibi, ilk olarak 2021 ilkbaharında kamuoyu gündemine düşen, Brezilya Donanması’nda 2018’e dek görev yapan asbestli “NAe Sea Paulo” eski uçak gemisinin Aliağa’da sökümünün yapılması, gemi ülkemize yaklaştıkça haklı olarak tedirginliğe yol açmakta ve yoğun tepki yaratmaktadır. 

Yaklaşık 20 yaş ve üzeri gemilerde daha çok karşılaşılan asbestli ya da asbest bulaşmış malzemelerin, diğer farklı türde atıkların ve maddelerin (ağır metaller, madeni yağlar, tehlikeli kimyasal bileşimler içerebilen ya da bulaşmış malzemeler, ambalajlar, nikel ve kadmiyum içeren piller, kurşun içeren aküler, sıvı petrol türevi yakıt artıkları, vb.)[1] söküm işlemleri sırasında su kaynaklarını, havayı ve çevreyi kirletmeleri, tüm dünyada yoğun biçimde tartışılan ve çözüm aranan bir konudur.

Konu ile ilgili tüm uzmanların, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD)’nin, Türk Toraks Derneği’nin (TTD) işaret ettiği üzere; bilimsel olarak kanser yapıcılığı belirlenmiş asbest içeren hurda bir geminin, tüm tehlikelerine rağmen İzmir, Aliağa’da sökülmesi; AKP iktidarı; ne kadar “ekonomi”, “para”, “döviz” diyerek makyajlamaya çalışsa da kabul edilemez.

NAe Sao Paulo’nun ikizi Clemenceau’nun; Fransa’dan Hindistan’a sökülmek üzere yola çıkarılmasını; protestolar ve girişimler sonrasında Hindistan ve Fransa mahkemeleri ile otoritelerinin vermiş olduğu kararlar doğrultusunda Süveyş Kanalı’ndan geri çevrilmesini ve Fransız sularına dönmesi, ardından İngiltere’de bir tersanede sökülmesini anımsadıkça, Türkiye’ye, Ege’ye, İzmir’e reva görüleni kabul etmeyeceğimizi haykırıyoruz.

NAe Sao Paulo’nun kendi ülkesi Brezilya’dan gemi söküm ihalesinin iptali için açılan davada verilen “bulunduğu yerden ayrılmasının engellenmesi” yönündeki ihtiyati tedbir kararından kaçarak ülkemize gelmekte olduğunun bir kez daha altını çiziyoruz.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum’un NAe Sao Paulo’daki asbest miktarının 9 ton olduğunu ifade etmesine karşın; NAe Sao Paulo’nun ikizi olarak tanımlanan (yani birebir aynı şekilde yapılmış olan) Clemenceau adlı uçak gemisinin söküm öncesi hazırlanan raporunda gemide 760 ton asbest bulunduğunun belirtilmesi, konu ile ilgili uzmanlar NAe Sao Paulo’da en az 900 ton asbest olduğunu belirtmeleri, karşı karşıya olduğumuz tehlikenin boyutları konusunda dudaklarımızı uçuklatıyor.

Tüm bu gerçekleri öğrenen, bilen, sindirmeye çalışan Aliağa, İzmir halkı; İzmir sivil toplumu asbestli gemiyi istemiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Barosu, TMMOB, yerel çevre örgüt, insiyatif ve dayanışmaları tepkilerini dile getiriyorlar. Hukuksal, toplumsal ve siyasal bir mücadeleye hazırlanıyorlar.

Biz de, İzmir’de avukatlık yapan yurttaşlar olarak, Anayasa’ya, Çevre Kanunu’na, uluslararası sözleşmelere aykırı, NAe Sea Paulo adındaki asbestli geminin Türkiye’ye gelip sökülmesinin engellenmesi için ulusal ve uluslararası hukuktaki girişimlerimizi başlatıyoruz.

Bir yandan, ulusal hukukta Aliağa Bölge Liman Başkanlığı, Aliağa Sahil Güvenlik Komutanlığı, Aliağa Kaymakamlığı, Aliağa Belediyesi, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruyor;

Diğer yandan da, Türkiye’den yapılan ilk başvuru olduğunu düşündüğümüz başvurumuzla  Amerika İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyor;

Böylece asbestli geminin Türkiye’ye, İzmir’e, Aliağa’ya girmesinin engellenmesini talep ediyoruz.

Bir daha haykırıyoruz, Türkiye, Ege, İzmir, Aliağa asbestli gemiyi istemiyor; Türkiye’nin çöplerin, atıkların, hurdaların, zehirli gemilerin sökümünün yapıldığı söküm merkezlerinin ülkesi olmasını istemiyor. AKP iktidarı, çöp, plastik atık, hurda, asbest, zehir seviciliğini, Türkiye’yi ucuz ve denetimsiz işgücü kaynağı olarak vahşi kapitalizmin isteklerine sunmayı bırakmalıdır. O bırakmıyorsa, işte hukuk böyle günler için vardır.” Denildi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyerin de katılacağı TMMOB ve STK’ların toplu itiraz dilekçeleri de basın açıklamasıyla 24 Ağustos Çarşamba günü İzmir Adliyesine verilecek.

Öte yandan yapılan açıklamada: {NAeSãoPaulo gemisi asbest, poliaromatik hidrokarbonlar (PAHs), poliklorlubifeniller (PCB), dioksinler ve furanlar ile çeşitli ağır metaller (civa, kurşun, kadmiyum, arsenik, krom, nikel, mangan, çinko, demir vs.) organik kalay bileşikleri ve izosiyanatlar gibi çok çeşitli tehlikeli/toksik karakterde tonlarca kimyasal madde bulunuyor. Bu kimyasal maddelerin kanserojen (kansere yol açan), mutajen (genlerde mutasyona yol açan), teratojen (anne karnındaki fetüse zarar veren) etkilerinin yanı sıra, çok düşük dozlarda bile üreme sistemi, hormonal sistem ve nöral gelişim üzerinde bozucu etkileri var.} Şeklinde Detayına da yer verildi.


Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir